(Reblogged from pekguzelseyler)
(Reblogged from muzikmuzakmuzok)
(Reblogged from pekguzelseyler)
(Reblogged from pekguzelseyler)
(Reblogged from beingcontrarian)

Azmir, #Turkey tonight. #OccupyGezi

#direngezi

(Reblogged from beingcontrarian)
(Reblogged from corcianna)

TOMALI HİLMİ CADDESİ

(Reblogged from direnismizahi)

TOMA-SU-BİBER-PORTAKAAAL

(Reblogged from direnismizahi)

anunexpectederror:

Gezi Parkı biçilir mi
Tomadan su içilir mi
Biber gazı sık diyorlar
Direnişten geçilir mi

Ağam desinler desinler gazı yesinler
Şu kız şu oğlana çapulcu desinler
Aman ben yandım yandım yandım yandım yandım
Taksim Meydanı’nda oturdum kaldım

AKP’nin %50’si
Hoş gelir Tayyip’in sesi
Canım benim gaz maskesi
Gidemem ben senden gayri

Ağam desinler desinler gazı yesinler
Şu kız şu oğlana çapulcu desinler
Aman ben yandım yandım yandım yandım yandım
Taksim Meydanı’nda oturdum kaldım

(Reblogged from anunexpectederror)

İhsan Varol..

Yiğit, Mert, Cesur insanlar var..

(Reblogged from selulit-kremi)
(Reblogged from mohjo09)
(Reblogged from eskisanat)

Gülünden de, ağacından da sorumlusun..

sonunda küçük prens, “insanlar nerede?” diye söze başladı. “çölde insan çok yalnız hissediyor kendini…”
“insanların arasında da yalnızdır insan,” dedi yılan.

“insanlar mı?” dedi. “sanırım onlardan altı ya da yedi tane var. birkaç yıl önce görmüştüm. ama nerede olduklarını kimse bilemez. rüzgâr sürüklüyor onları. kökleri yok, bu yüzden de yaşam onlar için güç.”
“hoşça kal,” dedi küçük prens.
….
küçük prens düşüncelere dalmıştı:
“eşi benzeri bulunmayan bir çiçeğe sahip olduğum için çok zengin olduğumu düşünüyordum. yalnızca sıradan bir gülmüş. sıradan bir gül ve dizime kadar gelen üç volkan. birisi belki de artık tümden söndü… hiç de büyük bir prens değilim ben…
küçük prens çimenlere uzandı ve ağladı.
… 
“benim yaşamım çok tekdüze,” diye anlatmaya başladı. “ben tavuk avlıyorum, insanlar da beni. bütün tavuklar birbirine benziyor, bütün insanlar da… bu yüzden çok sıkılıyorum. ama beni evcilleştirirsen yaşamıma güneş doğmuş gibi olacak. duyduğum bir ayak sesinin ötekilerden farklı olduğunu bileceğim. öteki ayak sesleri beni köşe bucak kaçırırken, seninkiler tıpkı bir müzik sesi gibi beni çağıracak, sığınağımdan çıkaracak. hem bak, şu buğday tarlalarını görüyor musun? ben ekmek yemem. buğday benim hiçbir işime yaramaz buğday tarlalarının da hiçbir anlamı yoktur benim için. bu da çok üzücü. ama senin saçların altın sarısı. beni evcilleştirdiğini bir düşün! buğday da altın sarısı. buğday bana hep seni hatırlatacak. ve ben buğday tarlalarında esen rüzgârın sesini de seveceğim…”
“insan ancak evcilleştirirse anlar,” dedi tilki. “insanların artık anlamaya zamanları yok. dükkânlardan her istediklerini satın alıyorlar. ama dostluk satılan bir dükkân olmadığı için
dostları yok artık. eğer dost istiyorsan beni evcilleştir.”

“hoşça kal,” dedi tilki. “işte sana bir sır, çok basit bir şey: insan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.”
“asıl görülmesi gerekeni gözler göremez,” diye yineledi küçük prens; unutmamalıydı bunu.
“gülünü senin için önemli kılan, onun için harcamış olduğun zamandır.”
“onun için harcamış olduğum zaman…” diye yineledi küçük prens. unutmamalıydı bunu.
“insanlar unuttular bunu,” dedi tilki. “ama sen unutmamalısın. evcilleştirdiğimiz şeyden sorumlu oluruz. sen gülünden sorumlusun…”

“bana sorarsanız,” dedi küçük prens, “dilediğimi yapacağım bir elli üç dakikam varsa, bir su kaynağına doğru gönlümce yürümeyi seçerim.”

“yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. ben gülüyor olacağım bir tanesinde. ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak… yalnızca senin gülen yıldızların olacak!”
sonra yine güldü.

(Reblogged from gulmekguzeldirr)
(Reblogged from cloud-not)