(Source: pparadoxicall)

(Reblogged from doughnutknow)
(Reblogged from hit-by-happiness)
(Reblogged from kateoplis)
(Reblogged from fuckjerry)
(Reblogged from doughnutknow)

(Source: wasthedeceiver)

(Reblogged from a-need-for-something-more)

(Source: czarna-krew)

(Reblogged from hit-by-happiness)
(Reblogged from heartdiggingplowman)

Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz;
Sonra gelir bir "merhaba" der,
yine o kazanır…

(Reblogged from cevapsizagri)
Masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler.
Cemal SÜREYA 
(Reblogged from papuayenigine)
şimdi, diyorum.
şimdi.
bir deniz,denizde vapur
gökyüzünde martı
semaverde çay olmalı
bir de çaya yaren.
cemal süreya 
(Reblogged from gaffola)

Cemal Süreya’ya içki içmesini ben öğrettim.
|Edip Cansever

Edip’e şiir yazmayı ben öğrettim.
|Cemal Süreya

Bu ikisi bunu tartışırken ben de gittim Tomris’le evlendim.
|Turgut Uyar

Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.
| Tomris Uyar

(Reblogged from teamodiyemeyenkiz)

"Unuturum diye uyudum, yine seninle uyandım.
Belli ki uyurken de sevmişim seni..”

Cemal Süreya

(Reblogged from mevsiim)

"Cemal Süreya’ya içki içmesini ben öğrettim."

          -Edip Cansever

"Edip’e şiir yazmayı ben öğrettim."

          -Cemal Süreya

"Bu ikisi bunu tartışırken ben de gittim Tomris’le evlendim."

           -Turgut Uyar

"Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana."

           -Tomris Uyar

(Reblogged from mavibirkus)

Başlangıçta korkak ile cesur insan arasında pek bir fark yoktur. Aradaki tek fark: Korkak korkularını dinler ve onları izler. Cesur ise korkularını bir kenara koyup, ileri adım atar. Cesur insan, bütün korkularına rağmen bilinmeyene adım atandır.

Cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. Cesaret korkusuzluk demek değildir. Korkusuzluk, sürekli cesur ve daha cesur olunca ortaya çıkar. Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur. Korkusuzluk cesaretin sonsuz olduğu zaman ortaya çıkan güzel kokudur. Ama başlangıçta korkak ile cesur arasında pek bir fark yoktur. Tek fark: Korkak korkularına kulak verir ve onları izler. Ve cesur, onları bir kenara atıp ileri adım atar. Cesur insan, korkularına rağmen bilinmeyene adım atar. O, korkuyu bilir. Korku oradadır.

Kolomb gibi keşfedilmemiş denizlere açıldığın zaman, bir korku vardır, yoğun bir korku. Çünkü kimse ne olacağını bilemez. Güvenliğin kıyılarını terk ediyorsun. Bir anlamda hiçbir sıkıntın yoktu. Eksik olan tek bir şey vardı: macera. Belirsizliğe adım atmak sana heyecan verir. Kalp tekrar atmaya başlar, tekrar canlanırsın; yaşadığını hissedersin. Varlığındaki her hücre canlanır. Çünkü bilinmeyenin meydan okumasını kabul etmişsindir.

Bütün korkulara rağmen, bilinmeyenin meydan okumasını kabul etmek cesarettir. Korkular oradadır. Ama eğer sen tekrar tekrar bu meydan okumayı kabullenirsen, yavaş yavaş o korkular kaybolur. Bilinmeyenin getirdiği o sonsuz keyfi yaşamak, bilenmeyen ile duymaya başladığın heyecan, seni güçlü yapar. Zekânı keskinleştirir. Belirli bir bütünlüğe ulaşmanı sağlar. İlk kez hayatın bir sıkıntı değil, macera olduğunu hissetmeye başlarsın. Sonra yavaş yavaş korku kaybolur. O zaman sürekli macera peşinde koşmaya başlarsın.

Kısacası cesaret, bilinmeyen için bilineni riske etmektir; tanıdık olmayan için, tanıdık olanı; konforsuzluk için, konforlu olanı; bilinmeyen bir varış noktası için, herkesin bildiği göç yollarını terk etmek demektir. İnsan başarıp başaramayacağını asla bilemez. Bu bir kumardır. Ama hayatın ne olduğunu sadece kumarbazlar bilir.

Osho (Cesaret)
(Reblogged from domateslipilav)